Az önce, başarısını taktir ettiğim bir insanın internet sitesini geziyordum. Atatürkün kendi sesini duyabileceğimiz bir ses dosyasını paylaşmıştı. Tıklayıp dinlemeye çalıştığımda olmadı, bağlantılar kırıktı. Anladığım kadarıyla, dosyalar bir süre sonra silinmişti RapidShare’den. O an, epeydir üzerinde düşündüğüm bir konuyla ilgili olarak kafamda taşlar yerine oturdu…
Günümüz teknolojisinin en büyük sorunlarından biri de bu; bilgileri uzun vadeli saklamak çok zor. Uzun süre önce okuduğum bir yazıda konunun uzmanları, acaba elimizdeki maddi/manevi önemli bir bilgiyi 20 sonra da açıp kullanabileceğimiz bir depolama çözümü var mı diye araştırma yapmışlardı. O kadar çaresiz kalmışlardı ki, CD’leri toprağa gömsek yıllar sonra sağlam çıkar mı diye düşünmüşlerdi. İsterseniz gelin birlikte geçmişten bugüne teknolojinin bize sunduğu imkanları irdeleyelim…
Eskiden yaygın yöntem disketlere kaydetmekti. Fakat durduğu yerde bile bozulabilen bu aletler şu anda seçenek bile olamaz sanırım? CD desek şimdiden pabucu dama atılmaya başladı bile. Ufacık çizildiğinde bile bizi korkutan bu teknolojinin bir benzeri de DVD’ler ki değişen birşey yok. Tek değişen şey depolama kapasitesi. Blue-Ray’ler de aynı şekilde… Sabit disk desek o çok daha tehlikeli. Ufak darbelerde zarar görebiliyorlar. Yazmacın kafası diske çarptığında büyük tehlike. Peki, harici USB disk? Hani şu en fazla iki sene dayanan şeyler! Gördüğümüz gibi güvenilir bir seçenek yok.
Günümüzde bir depolama çılgınlığı da yaşanmıyor değil. En yakınımdaki eşimde bile bu “hastalık” var. Arkadaşlarımda da var. Çok sevdiğim bir arkadaşım 1TB’lik diskine evinde yanlışlıkla ayağını çarptı. Disk bozuldu ve içindeki yüzlerce film silindi. İşin en garip tarafı şu olmuştu, kendisine üzüldün mü diye sorduğumda “abi en garibi de o; ne diske ne de filmlere hiç üzülmedim” demişti. Bu olaydan da hareketle sorulması gereken iki soru var; bilgilerimizi güvenle saklayabiliyor muyuz ve kapasitesi artıp fiyatları ucuzlayan depolama birimleri, hayatımıza cidden değer katıyorlar mı? Bu disklerden birini evimizdeki kilere koyup 20 yıl sonra rafından indirip içindeki aile videolarını, resimleri ve aşk şiirlerini okuyabilecek miyiz? Bu sorulara benim yanıtım; kocaman bir hayır! Bunları yapamayacaksak teknolojinin bana ve aile tarihime ne faydası olabilir?
Faturayı yalnızca depolama teknolojilerine kesmek haksızlık olabilir. İşin diğer yanı da dosya biçimleri. Bugün yoğun olarak kullandığımız JPEG, Word, ZIP gibi dosya biçimleri uzun yıllar sonra hala tedavülde olacaklar mı? Uzun süre dayanacak bir disk bulduğumuzu farzedersek, onun içindeki bir ZIP dosyasını 20 yıl sonra çift tıklattığımızda açılacak mı yoksa “bu dosya biçimi tanınmıyor” mu diyecek? Bu sorunu yalnızca biz bireyler değil aynı zamanda ulusal kurumlarımız da yaşıyorlar. Yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum; bir gün bir devlet kurumuna bir proje için gitmiştim. Benimle bir sıkıntılarını paylaştılar. İşte o gün kendi kendime dedim ki, hangi bilgiyi sakladığın kadar nasıl sakladığın da önemli. Şunu paylaştırlar;
“Yıllar içerisinde Oracle Forms ile milyonlarca dökümanıımz oldu. Bu dökümanlar çok eski. Kaydedilme biçimleri de çok eski. Şimdi Oracle, bu biçime artık destek vermediğini söylüyor. Ne yapacağız? Artık, gelecekte bizi yarı yolda bırakmayacak bir depolama biçimine ihtiyacımız var! Yıllar sonra bile çift tıklatıp açabileceğimiz bir dosya biçimi arıyoruz!”
Biz o kuruma PDF biçimini önerdik ki birazdan neden PDF’i önerdiğimize değineceğiz. Burada vurgulamak istediğim şey şu; hadi diyelim ki uzun vadeli bir depolama tekniği bulduk. Peki ya içindeki dosyaları 20 sonra açabilecek miyiz? O kadar zaman sonra, JPEG biçimindeki bir aile resmini açabilecek bir yazılım bulabilecek miyiz? Microsoft Word, 20 yıl önce kaydettiğimiz bir dosyayı açabilecek? Biraz daha ileri gidelim, 20 yıl sonra Microsoft’un ve Word diye bir yazılımın kalacağının garantisi var mı? Döküman teknolojileri konusunda biraz bilgim varsa bu soruya kendimden emin bir şekilde yanıt verebilirim; kesinlikle garantisi yok.
Ben acizane, uzun vadeli bilgi saklama konusunda özellikle kurumlara şunları önerebilirim;
1) Verilerinizi PDF olarak tutmaya çalışın. Zira PDF, uzun vadeli döküman saklama biçimi olarak ISO tarafından dünyaya duyuruldu. Bunun anlamıi resimlerinizi veya metinlerinizi PDF olarak saklarsanız, 20 yıl sonra bu dosyalarınızı açıp sizi bilgilerinize ulaştıracak bir yazılım mutlaka olacaktır.
2) Özellikle bireylere önerim; verilerinizi internete de kaydedin. Örneğin ben bazen verilerimi Gmail adresime e-posta eki olarak atıyorum. GDrive gibi hizmetleri kullanabilirsiniz. Onlar sizin yerinize çok uzun süreler için saklayabilirler.
3) Verilerinizi teknolojik olarak yeni ne çıkmışsa ona aktarın. Bugün DVD çıkmışsa verilerinizi ona kopyalayın. Yarın uzayda bilgi saklama teknolojisi çıkar da fiyatı ucuz olursa onu da değerlendirin!
4) Çok değer verdiğiniz resimleri bastırın. Albüme koyun dursun. Yangın çıkmadığı sürece kafanız rahat olur. Elektronik kopyasını biryerlerde tutmayı ihmal etmeyin!



